KÖŞE YAZILARI 8

ASLA SIZLANMA

 

Tüm dünya insanın içindedir, bakmayı ve öğrenmeyi bilirsen, kapı önünde ve anahtar elindedir. Anahtarı

Ya da açacağın kapıyı, senden başka hiç kimse sana veremez. (Jıddu krishnamurti)

Herkes kendi mutluluğunun demircisidir. Sızlanarak ve şikâyet ederek nereye kadar yol alabiliriz ki. Nefes alabildiğimiz ve yaşadığımız her gün bizim için özeldir. Şairin dediği gibi, Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya.

Günlük yaşantımızda o kadar çok sızlanıyoruz ki, hiçbir şeyin dolduramayacağı bir boşluk oluşturuyoruz bir yerlerde. Olabilecek tüm olasılıkları da devre dışı bırakarak bloke ediyoruz. Aklımızı allak bullak eden işte o kelimeler.

BUNU ASLA AFFETMEYECEĞİM. Neyi niçin affetmiyoruz

 İMKANSIZ. Ne kadar çalışırsan çalış başarılı olamazsın.

 NEYE ELİMİ ATSAM KURUR. Tüm bereket kapılarını kapattın.

 BIKTIM USANDIM. Olumsuz her şey sürekli üstünüze üstünüze gelemeye başlayacak.

AKLIMA GELEN BAŞIMA GELİR. Kesinlikle gelir bekle, hiç şüphen olmasın.

HEMEN HASTALANIRIM. İlaç şirketleri için bulunmaz bir müşterisin, tebrikler.

TÜM KÖTÜLER BENİ BULUR. İyi insanların hayatınıza girmesini bloke ettiniz, yine tebrikler

ÇOK ŞANSSIZIM. Talihsizlikler yakanızı bırakmaz, olacak işleriniz bir daha olmaz.

İNANMIYORUM. Hiçbir şeyin dolduramayacağı bir boşluk bıraktınız.

BEN HİÇBİR ŞEYE GÜVENMEM. Güvene dayalı tüm kapıları kapattınız.

BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİDER.  Yapacak hiç mi gücünüz kalmadı, vurun masaya yumruğunuzu.

YAPAMAM. Yapacak güce sahip olsanız da artık başaramazsınız.

Sızlandığınız kelimelere dikkat edin, acı verir, hayatları mahveder ve savaşları başlatır. (Robin jarvis)

İşte size Dört altın kural…

KURAL 1: Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

KURAL 2: “Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı” diye sızlanma. Dersimizi alalım ve ilerleyelim. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz, bunu kabul etmek istemese de hayatımızda karşılaştığımız her olay, bizi eğitir ve bizi güçlendirir.

KURAL 3: İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

KURAL 4: Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.

Konu Başlığımıza geri dönelim.

Asla sızlanma. Sızlanmak, bir zalime etrafta bir kurban olduğunu haber verir. (Maya Angelou)

 

Not: İlkbahar tüm bereketiyle kapımızda, şehirden çıkın, papatyalar solmadan, ilkbaharı bağrınıza basın.

Hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor, kıymetini bilin…

 

Sağlıkla kalın…

18 NİSAN 21

https://bymuhammetsahin.blogspot.com/2021/04/asla-sizlanma-tumdunya-insann-icindedir.html

 

 

 

 

                                                                        BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR

 

“Mutlu olduğumuz zamanlarda bütün dünyanın çok daha güzel göründüğünü hiç hissettiniz mi? Oysa bakış açımız dışında gerçekte hiçbir şey değişmemiştir.”

Hayata bakış açımız değiştiğinde, davranışlarımız ve duygularımız da buna uyum sağlar.

Birçok kez deniyoruz, buna rağmen kötü bir durumu değiştirmek elimizden gelmiyorsa bakış açımızı değiştirmeliyiz. Hiçbir şey özünde iyi ya da kötü değildir.” İyi ya da kötü daima görecelidir.”

“Vizyonunu altüst et, bakış açını değiştir. Kendini tanımaya başlarsan dünyanın neden bu halde olduğunu da anlayacaksın. sen kendine yatırım yaparsan yaşamda sana yatırım yapar. Yaşamda boşluklar yoktur. Eğer sen kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları dolduramazsan, bunu senin adına bütün zalimliğiyle o yapacaktır. “Görmezsen, ya da görmeyi istemezsen,” hastalık vahimleşir ve yaşamın komedisi giderek daha ıstıraplı bir hale gelir. Her şey sana bu trajedinin nedenini göstermek ve seni bütün bunların kaynağına gerisingeri götürmek üzere ortaya çıkar.” (Stefano D Anna)

 

Başucu kitaplarımdan biri olan, CAROL BOLT ’un “CEVAPLAR” kitabından, bakış açımıza ışık tutacak enfes yaklaşımları bulacaksınız.

Cesurca davran, işi bilenlerin önerilerinden faydalan, önce durumu değerlendir, sonra keyfini çıkar.

Hiç tereddüt etme, hiçbir zaman tahmin edilemez ol.

Önyargısız ol, gecikmeden yap, sabırlı ol.

Sonunda bilmen gereken her şeyi öğreneceksin, bekle ve olacağını gör.

İşini sağlama bağla, daha iyisi için elinden geleni yap.

Ya doğrusunu yap ya da hiç yapma ve ilk aklına geleni asla yapma.

Önerilere açık ol, şükretmesini bil, ayrıntılara dikkat et, adımlarını dikkatli at.

Koşullar çok çabuk değişir, duygularına teslim olma, neyin önemli olduğunu yeniden düşün.

Sorumluluklarını yerine getir, başka seçenekler ara, işlerin yoluna girmesini bekle.

Kendi koyduğun engelleri ortadan kaldır, daha cömert ol

Ne olursa olsun bazı şeylerden vazgeçmen gerekebilir, endişelenme

Farklı önerilere açık ol, belki zor olacak ama faydasını göreceksin.

Herkesin gördüğünü görmezlikten gelme, bu konuda inadı bırak.

Eski çözümleri bir yana bırak, hiç denenmemiş bir çözüm düşün.

Çok fazla seçenek de tıpkı çok az seçenek gibi işi zorlaştırır.

Şimdiden olmuş gibi davran.

Ayrıntılara dikkat et, adımlarını dikkatli at, hiç tereddüt etme.

Tökezlediğinde, onu dansın bir parçası haline getir.

Arkana bakma, o tarafa gitmiyorsun.

Başarısızlık, başarıdan daha çok şey öğretir.

Ayrıntılara dikkat et, adımlarını dikkatli at, hiç tereddüt etme.

 Hayat senin yansımandır, ne görmek istiyorsan, onu konuş, onu düşün, onu hisset.

Son söz

“En iyi başarılarımız gerimizde olamaz, çünkü kaderimiz GELECEKTE yatar.”

 

 

21 MAYIS 21  Muhammet ŞAHİN

 

 

 http://voltgazetesi.com/haber-detay/bakis-acini-degistir/862

 

https://www.bursahaberdar.com/bakis-acini-degistir-makale,309.html

 

 

 

      KIYIYA KÖŞEYE BİRAZ "MUTLULUK" SAKLAYIN, BELKİ BİR GÜN LAZIM OLUR

 

Kimsenin sahip olmadığı, olamayacağı bir şeye sahipsin. “Kendin”. Senin sesin, senin aklın, senin hikayen, senin bakış açın. “Hak ettiğinden çok daha değerlisin”, Öyleyse yaz, çiz, mutlu ol. Yalnızca senin yaşayabileceğin, senin sahip olabileceğin o hayatı yaşa. Yaşayacağın bir dünyayı hayal etme, yaşayabileceğin bir dünyayı inşa et.

Seni aramayı yazmayı bırakanları sen ara, bütün ilişkiyi sen devam ettir.

Bütün insanlar önemlidir, “onlardan bir şeyler öğren”.

Başkalarının sırlarını kimseye anlatma.

Yoğunum kelimesini ağzına sakız etme, sürekli zamansızlıktan dem vurma. Unutma, zaman bulunmaz ayrılır.

Ben buyum deyip sıyrılma, anlaşılır ol.

Sürekli kendi derdini anlatıp durma.

Mutsuzluktan beslenme, başına ne gelirse gelsin mutlu olmasını bil.

İnsanların hayallerine önem ver, acılarını ve mutluluklarını paylaş.

Kendin yapamadığın için başkalarının başarılarını küçümseme.

Aradığın yanıt daima bakmadığın yerde karşına çıkar, izleri takip et.

Tekrarlamak zorunda kalmamak için, geçmişini hatırla.

Senin yanında her şey her zaman kolay gözüksün, zorlaştırma.

Önemli olan hayata yıllar katmaktır, yıllara hayat değil.

Kurtulman gereken tek şey, “kendi zincirlerindir”.

İlaçlardan uzak dur,” ilaçlar görünmez kelepçelerdir”.

“Ders hiç bitmez”, biz öğrenene kadar devam eder. Kaybetmeyi aklından çıkar. Ya kazanırsın ya da öğrenirsin.

Başına kötü bir şey geldiğinde kimi arıyorsan, “ailen” o’dur.

Nereden ve nasıl geldiğiniz önemlidir, nereye gelmiş olduğunuz değil.

Bugün neyi yanlış yaptığını bilmezsen, yarını iyileştiremezsin.

Kalp kırmak da nerden çıktı,” insan insana selam verir, dua eder, çay demler”.

Soru sormaktan vazgeçtiğin gün, ölmeye başladığın gündür.

Eğer mutluluğunuz bir başkasının yaptıklarına bağlıysa, “çok ciddi” bir sorununuz var demektir.

Düş ve ayağı kalk, hiç düşmeyenden daha güçlü olacaksın.

Başarılı gibi gözükmeyin, “başarılı olun”.

Önce hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını göreceksin. Varsayımlarını bir kenara bırak. Hiçbir şeye güvenme, Gördüklerini, duyduklarını, insanların sana anlattıklarını, belkide, hatırladığını sandığın şeyleri. Deneyimlerinin seni sarmalamalarına izin ver, onları bir “sünger” gibi özümse. Beklentilerini sıfırla, ancak o zaman her şeye karşı hazırlıklı olabilirisin.

Konu başlığımıza geri dönelim,

Kıyıya köşeye biraz “mutluluk”, belki birazda da “güven” saklayın, günün birinde mutlaka lazım olur.

Son söz…

Asla geçmişinizin bir mahkûmu olmayın. Bu yalnızca bir dersti, müebbet hapis cezası değil.

                                                                                                                                       JET LI

 

                                                                                                                                                    18 HAZİRAN 21

 

https://www.bursahaberdar.com/kiyiya-koseye-biraz-mutluluk-saklayin-belki-bir-gun-lazim-olur-makale,311.html

https://voltgazetesi.com/haber-detay/kiyiya-koseye-biraz-mutluluk-saklayin-belki-bir-gun-lazim-olur/880

 

 

                                                                      BUGÜNÜN TEKRARI YOK

 

“Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.” (Oscar wilde) O yüzden kendimize şunu sormalıyız: “Ben yaşıyor muyum, yoksa sadece nefes mi alıyorum? En iyi günler orada bir yerlerde olamaz. En iyi gün bugün. Her günü bir şaheser haline getirin. Hayat senfonisini hissedin. Çünkü bugünün tekrarı yok.

Kadim bir söz vardır, duyanlarınız mutlaka olmuştur. Memonti Mori”. Roma imparatoru Marcus Aurelius bu sözü ara sıra kulağına fısıldaması için birini görevlendirmiş. Bir gün öleceksin, bunu hatırla ve şimdi yaşa.”

Spor mu yapacaksın hemen şimdi yap. Özürmü dileyeceksin git gözlerinin içine bak söyle. Özledin mi git arkasından koş. Sevdin mi git söyle, kızdıysan git avazın çıktığı kadar bağır. Seyahate mi çıkmak istiyorsun? Çantanı hazırla ve kendin çık! Kendinle vakit geçirmeyi öğren. Mutlu olmak için birine ihtiyaç duyma. Her şeyden önemlisi içten ol, içtenlikten uzak, asla sürekliliği olmayan insan ilişkileri yerin dibine batıyor çünkü. Birine yardım mı edeceksin git ve yardım et, dünyada biri üşüyorsa sende ısınamazsın. Ertelemek yaşamın mayasını kaçırır. Asla erteleme.

Hayatlarımız boyunca tanıştığımız herkesle kimyasal bir tepkimeye gireriz. Bizi değiştirirler. Bizde onları değiştiririz. Çünkü değişince başka insanlarla başka tepkimelere girebiliriz. Nasıl sonuçlanacağınıda her zaman bilemeyiz. Mesala, yarın ne olacağını asla bilmiyoruz. Âmâ planı göremiyor olmamız, planın olmadığı anlamına gelmez.

 

  Konu başlığımız daha iyi anlaşılsın diye Erma Bombeck’in 79 yaşındaki hayata bakışını belkide geri dönülemez pişmanlığını, birlikte okuyalım.                                                                                                                                    

Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer; Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim.

Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım. Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim. Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer. Yerler leke olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım…

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim.

Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım. Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim. Onlara daha çok “seni seviyorum”, ondan da daha çok “özür dilerim” derdim.

Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi. Küçük şeyler için şikâyet etmezdim. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor. Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu…

Asla bugünün tekrarı yok, Atalarımız ne güzel söylemiş,” Yarına kim öle, kim kala?”

Son söz…

Bu aralar nefret çok moda. Farklı olun ve sevin. Bir insanı, bir kuşu, bir köpeği, bir ağacı, belkide bir kitabı…

 

Bugün size verilen en iyi armağan. Yaşayın ve neşeyle kalın…

                                                                                                                            18 AĞUSTOS 21

 

https://bymuhammetsahin.blogspot.com/2021/08/bugunun-tekrari-yok-yasamakcok-nadir.html

 

                             

 

 


PAYLAŞ