İNSAN ODAKLI AYDINLATMA

İnsan Odaklı Aydınlatma Nedir?

 

Odağında “İnsan” olan “Doğru Aydınlatma“

 

Yapay ışığın; renk tonu ve ışık şiddeti yönlerinden uyumlu olarak üretilmiş aydınlatma aygıtları ve ışık kontrol sistemi bileşenleriyle Güneş’i kopyalayacak şekilde senaryolarla konumlandırılması ve kontrol edilmesi!

 

Özellikle (*) sirkadyen insan biyoritmine uyumlu, onu destekleyen ve performansını arttıran, öğrenme ve algıyı kolaylaştıran, konsantrasyon süresini uzatan, motivasyonu arttıran ve insan davranışlarını pozitif yönde etkileyen, yeni bir aydınlatma uygulama disiplini: İNSAN ODAKLI AYDINLATMA !

 

Yeni bir ticari yaklaşım mı? Hayır, değil.

 

İnsan Odaklı Aydınlatma; farklı uzmanlıkları olan bir grup bilim insanının herhangi bir ticari amaç ya da kaygı gütmeden, yapay aydınlatma tekniği ve yapay aydınlatma uygulamaları (aydınlatma aygıtları) ile doğal ışık kaynağımız Güneş ışığının özelliklerine yakın ve bu ışığın taklit edilebildiği (uyarlanabildiği) bir aydınlatma tekniği üstünde çalışmaya başlaması ile ortaya çıktı. Bu şekilde başlayan çalışma kapsamında ışığın insan üzerinde olan etkileşimlerinin bilimsel yönden araştırılması, ölçümler yapılması, elde edilen bulgu ve gözlem sonuçlarının bilimsel makalelerle yayımlanması ve çalışmalardan elde edilen tüm sonuçlara bakarak “Human Centric Lighting” yani “İnsan Odaklı Aydınlatma” ya da başka bir deyişle “odağında insan olan aydınlatma” kavramı geliştirildi.

 

Peki, “İnsan Odaklı Aydınlatma” gerçekte nedir?

 

Yapay ışık kaynaklarından elde edilen ışığın; yayılım, şiddet ve renk tonu cinsinden kontrol edilerek, insanın moral, motivasyon ve özellikle (*)  sirkadyen biyoritmini destekleyecek şekilde yapılandırılması ve yönetilmesi işlevine “İnsan Odaklı Aydınlatma” denilebilir.

 

Işık, insan yaşamı ve hormonal düzeninin en önemli düzenleyici, etkileyici faktörlerinden birisidir. Gün doğumundan gün batımına kadar, mevsim değişikliklerinden, dünya üzerinde yaşanan coğrafi bölgelerin mevsimsel özellikleri ve bu özelliklerin o bölgelerde yaşayan insanların üzerinde yarattıkları etkilere kadar, ışığın etkisi, yıllardır bilim insanları tarafından araştırılmış ve çarpıcı sonuçlara ulaşılmıştır.

 

İnsan vücudu, göz aracılığıyla algılıyor olduğu ışık seviyesi ve özellikle ışık rengine (CCT) bağlı olarak birçok hormonal farklılık ve değişkenlik gösterebilir. Işık şiddeti ve ışık renk tonuna bağlı olarak gelişen hormonal tepkiler, insan vücudunun ritmik döngüsü, yani biyolojik saatimiz ile uyumsuz olmaya başladığında; fiziksel, psikolojik ve psikosomatik birçok olumsuz değişim, tepkime ve hatta rahatsızlık verecek gelişmeler yaşanmaya başlar.

 

Sabah uyanıldığında insan vücut düzeneği gün ışığının 2200 Kelvin seviyelerinde olan Kelvin (CCT) değerine uyum sağlamaya çalışarak güne başlar. Bu uyum sağlama düzeneği, gün boyunca çeşitli amaçlar için bulunmak durumunda olduğumuz ofis, okul, hastane, iş yeri, ev ve benzeri mekanlarda yapay aydınlatma uygulamaları tarafından sağlanan beyaz ışık Kelvin (CCT) değerlerine uyum sağlamak için çalışmaya devam eder. Güneş ışığı ile aradaki farklılık arttıkça uyum sağlamak güçleşir, tezatlar oluşmaya ve buna bağlı olarak insan vücut biyoritmi zorlanmaya ya da kısmen bozulmaya başlar.

 

İşte, içerisinde bulunmak durumunda olduğumuz veya yaşadığımız mekanlarda kullanılan yapay ışık - aydınlatma aygıtları – uygulamalarının, bu zorlanmanın ortadan kaldırılması, azaltılması, insan biyoritminin desteklenmesi ve hormonal tepkimelerin düzenlenmesi amaçlarına yönelik olarak kurgulanması ve uygulanması işlev bütününe “İnsan Odaklı Aydınlatma” denilmektedir. İyi bir aydınlatmanın ışık spektrumu, gün ışığındaki spektrum dağılımına benzer olmalıdır. Bu benzerlik arttıkça, aydınlatmanın kalitesi de artar.

 

“İnsan Odaklı Aydınlatma Birliği” ya da orijinal adı ile Human Centric Lighting Society (HCLS), anılan aydınlatma tekniği ve uygulamaları için herhangi bir marka ya da ürünü ön planda tutmaz, yönlendirme yapmaz ve herhangi bir tavsiye ya da önermede bulunmaz. Kurumun çalışmaları, kurum tarafından yapılan bilimsel araştırma sonuçları, kurum üyeleri ve amaçları hakkında daha fazla bilgi edinme ihtiyacı için; kuruma ait www.humancentriclighting.com web sitesi adresi incelenebilir.

 

LED teknolojisi ile birlikte günümüzde yenilenen ve önem kazanan aydınlatma sistemlerinin, uygulanmakta olduğu mekanlar açısından “İnsan Odaklı Aydınlatma” metodolojisi / yöntemi uygulanarak hayata geçirilmesinde birçok fayda ve avantaj vardır.

 

(*) SİRKADYEN RİTİM: Yaklaşık bir gün süren ritimlerdir. En belirgin insan ritmi uyku ve uyanıklık döngüsüdür. Vücut ısı dalgalanmaları, kan basıncı, bazı hormonların salınımları sirkadiyen bir ritim izlerler. İnsan dahil tüm canlılar fizyolojilerini ve davranışlarını gece ve gündüz döngülerine göre senkronize eden endojen bir zamanlama sistemi geliştirmişlerdir. Bu sistem canlılarda “sirkadiyen saat” olarak da bilinir.

 

KAYNAK: LAMP83

 

Aydınlatmada ışığı yeniden tanımlamak.

 

Geceleri yapay ayınlatmada çevremize baktığımızda, sokaklarda, binaların pencerelerinde, trafikteki araçlarda, farklı renk sıcaklıklarında beyaz ışıkları görebiliyoruz. Araçların farlarında alışkın olduğumuz 2900 – 3000 kelvin sıcak ışığın yerine birçok araçta 5000 kelvin üzeri soğuk ışıkların sıkça yer aldığını görüyoruz. Yine binaların aydınlatmalrında, alışkın olduğumuz akkor ve akkor halojen lambaların 2700 – 3000 kelvin ışıklarının yanında 4000 kelvin üzerinde soğuk beyaz ışıyan pencereleri görmek mümkün. Dış aydınlatmalar için özellikle park ve peyzaj aydınlatmalarında yine soğuk beyaz ışıkları görmezden gelemeyiz.

Aydınlatma geçmişine baktığımızda önceleri yapay ışık kaynağı olarak mum ve kandiller, akkor lambanın icadı ile akkor lambalar bizi hep sıcak beyaz ışıkla yadınlattı. 1940’larda keşfedilen floresan lambalar ile soğuk beyaz ışık aydınlatmada yerini aldı. 2000’li yıllarda LED’ler soğuk beyaz ışığı aydınlatma sektörüne sundu. Bunda soğuk beyaz ışık LED’lerin daha fazla verimlilik sağlaması önmeli etkendi. Yine 90’lı yıllarda soğuk beyaz ışık kaynağı xenon farlar trafikte sıcak beyaz akkor halojen lambaların yerine araçlarda yerini aldı.

Bütün bu deneyimlerin etkisiyle global aydınlatma sektöründe, mimari aydınlatmada daha ‘soğuk beyaz’ bir geleceğe mi gidiyoruz? sorusu dile getirilmeye başlandı. Özellikle eğitim kurumları, işyerleri için soğuk beyaz ışıklar talep edilmeye başlandı. Fazla mavi ışık barındıran soğuk renk sıcaklıklarını dikkati artırmada, öğrenmede, insanı daha canlı bir modda tutmasını önemi büyüktü, ve bu bilimsel bazı araştırmalar ile de destekleniyordu. Yine mavi ışığın baskın olduğu soğuk beyaz ışığın daha keskin görüşü sağladığı bilinen bir gerçek. Aynı zamanda renk sıcaklığının insan sirkadyen ritmini etkilediğini daha önceki yazımızda belirtmiştik. Buna bağlı olarak sadece renk sıcaklığının değil ışık miktarının da sirkadyen ritmini etkilediğini biliyoruz.

 Sıcak beyaz 2200 kelvin

 Sıcak beyaz 2700 kelvin

 Sıcak beyaz 3000 kelvin

 Soğuk beyaz 5000 kelvin

 Soğuk beyaz 6500 kelvin

Bireyleri sabah saatlerinde mavi ışıkta maruz bıraktığımızda hızlı uyandıkları ve dikkatlerini hızla topladıkları bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Aynı şekilde akşam saatlerinde mavi ışığa maruz kalan bireylerin uyku döngülerinde değişimler olduğu bilinen bir gerçek. Doğanın kendisine baktığımızda güneş ışığının zamana, gün boyunca, aylara ve mevsimlere göre farklı renk sıcaklığı  yarattığını görüyoruz. Milyonlarca  yılldan beri alışkın/bağışık olduğumuz güneş ışığı bizim için en faydalı ışık kaynağı konumundadır. Doğada değişen renk sıcaklıklarını yapay aydınlatma uygulamlarında neden kullanmayalım, an be an değişen ışık renk sıcaklıkları ve ışık seviyeleri bizim yaşadığımız doğada var. Bu konuda IES (Aydınlatma Mühendisleri Topluluğu) renk sıcaklıkları ve ışık seviyeleri konusunda olası güncellemeler için araştırma çalışmaları yapıyor.

Bu güzel bir şey, güneş ışığı gibi yapay ışığın da yaşadığımız ortamlarda değişimi (Tabiki RGB değil) bizi daha doğal bir ortamın içinde tutacak. Biz güneş ışığını sevmekle kalmayız aynı zamanda güneş ışığı bizim sağlığımızı da olumlu etkiler. Peki bunu nasıl gerçekleştireceğiz? sorusunu duyar gibi oluyorum.

Buna çözüm olarak mimari aydınlatmada özellikle LED’lerin kullanıldığı ve aydınlatma kontrolü ile sağlanan projeler imdadımıza yetişiyor. Bunun adı yabancılar tarafından ‘white tuning’ olarak adlandırılıyor. Türkçe söylemek istersek “ayarlanabilir beyaz ışık” deyiminin sıkça kullanıldığını görüyorum. Hatta bunun için bazı LED ışık kaynağı üreticilerinin projeye gerek kalmadan bağımsız çalışan özel lambalar ürettiklerini biliyoruz.  Bunlar normal duylara takılarak akıllı telefon ve tabletler ile kontrol edilebiliyor ve zamana bağlı olarak planlanıp çalıştırılabiliyor. Böylelikle hem enerji verimli sistemleri kullanıyor, hem de yapay ışıkla, doğal ışığın yapısına uygun aydınlatma sağlanmış oluyor.​

 

KAYNAK: led portalı

 

Restoranlarda aydınlatma tasarımı neden önemli?

 

Aydınlatma tasarımı yemek deneyimini nasıl etkiliyor.

Restoranlar söz konusu olduğunda, en fazla hammadde girdisi gıdaya önem verilir. Bu çok haklı bir olgu. Ancak restoran sahipleri bilmeliler ki, bu yalnız başına yeni müşteriler çekmez ve mevcut müşterilerin tekrar gelmelerini sağlamaz. İç mekan ve mükemmel müşteri servisi restoran için çok önemlidir. Mükemmel servis, harika iç mekan ve lezzetli yiyecekler bile zayıf ve konforsuz bir aydınlatmanın verdiği rahatsız edici ortamı telafi edemez.

1410751376_43940

Aydınlatma keyifli bir yemek deneyimi için önemlidir.

Aydınlatma tasarımcısı Carol Chaffee şöyle ifade ediyor:

“Mimarı aydınlatma tasarımı, mekanın aydınlatılmış karakter ve anlamını geliştirdikçe… insanların arzuları beklentileri ve ihtiyaçları için alanlar yaratılır.”

Mimar ve restoran tasarımcısı için ışık çok önemli bir araçtır. Doğru aydınlatma tasarımı, mevcut alan içinde fiziksel mekan, mobilya ve nesneleri nasıl tamamladığı ile önem kazanır. Fakat bazı restorant sahipleri iyi aydınlatma tasarımının önemini gözardı ederler.
İnsanlar duygularına hitap eden restoranlara giderler. Restoran sahipleri unutmamalıdır ki; tat, aroma, müzik, yüzeyler, renk, dekoratif sanat, servis, müşteri profili ve aydınlatma unsurları müşterinin gelmesini sağlar. İşte bunlar yemek deneyimini oluşturan unsurlardır.
Akıllıca tasarlanmış bir restoranın tasarım gereği, insanları çekmesi  ve tekrar gelmelerini sağlamasıdır. Doğrusu şu söylenebilir, aydınlatma mimari tasarımın yarısıdır. Aydınlatma mimari tasarımı tamamlar ve bir restoran tasarım temasını destekleyerek ona olumlu izlenimler ekler.
Restoranlar için tasarım ve aydınlatma tarafında neler ele alınmalıdır?

  • Görüş – form ve mekan algısı.
  • Projelenen görüntü
  • Makanın kullanımı
  • Renk
  • Bitmiş yüzey
  • Atmosfer
  • Aydınlatma tasarımı yaklaşımları

Aydınlatma tasarımcısı restoran aydınlatması yaklaşımında iki temel etken ile bağlıdır. Mekanın nasıl bir yer olduğu ve mekan sahibinin oluşturmak istediği ortam. Hissedilebilir temalar drama, konfor, rahat, kullanışlı, yakın vb. değişebilir.
İstenilen aydınlatma temasına ulaşmak için, çeşitli aydınlatma yöntemleri ve modelleri tasarımcı tarafından kullanılacaktır.
Ambiyans ya da atmosfer istenen ne bir anlayış aldıktan sonra, tasarımcı daha sonra aydınlatma düzeni ve aydınlatma armatur seçimi üzerinde çalışacak. Katmanlı bir aydınlatma yöntemi için, ışık seviyesi ve aydınlatma kontrolü, seçenekleri tasarım sürecinde dikkate alınır.
Eğer yeni bir restoran açıyor veya bir aydınlatma revizyon ihtiyacı düşünüyorsanız, o anda bir profesyonel aydınlatma tasarımcısı ile temasa geçmek en iyisidir.

 kaynak : led portalı Haber ve resim kaynağı: http://amerilights.com

 

İnsan odaklı aydınlatma



 

‘İnsan önemli’, ‘herşey insanın sağlığı için’, ‘insana güzel şeyler yakışır’ gibi önermeler  birçok bilim dalında (sağlık, felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi),  bütün inançlar ve evrensel değerler için de önemli kavramlar. Aydınlatmaların da insanın görme duyusu, ruh ve beden sağlığını çok yakından ilgilendirdiğini biliyoruz. Bu çerçeveden bakıldığında ışık ve aydınlatma tasarlanırken insan sağlığına faydalı bir yapıda olması ve aydınlatma tasarımlarının buna göre yapılması önmelidir.

Yapılan çalışmalarda yabancılar bu konuyu ‘’HUMAN CENTRIC LIGHTİNG’  kavramı ile tanımlıyorlar. Türkçe’de bu kavramı aydınlatma sektörü ‘insan merkezli aydınlatma’ veya ‘insan odaklı aydınlatma’ şeklinde tanımlanmaktadır. Ben yazılarımda insan odaklı aydınlatma olarak kullanmaya özen gösterceğim.

Otoriteler tarafından ışık renk sıcaklığının çok önemli olduğu vurgulanıyor ve ışık renk sıcaklığı insanın sirkadyen ritmini etkiliyor. Sabah güneş doğuş anında sıcak beyaz ışık dünyamızı aydınlatıyor, güneşin yükselmesiyle birlikte ışık renk sıcaklığı beyaza doğru kayıyor. Güneş öğle saatlerinde renk sıcaklığı daha da yükselerek mevsim ve bulutluluk durumuna bağlı olarak 5.000 – 10.000 kelvin derece mertebelerine geliyor. Öğlenden akşama doğru da renk sıcaklığı düşüyor. En romantik an olarak gün batımında ışık renk sıcaklığı düşerek 2000 kelvin değerlerine gelebiliyor. Gün batımından sonra da doğal ışık tamamen yok oluyor. Ayın durumuna göre dünyaya yansıttığı doğal ışık bu bağlamda devreye giriyor ve bizi biryerleri görecek kadar 1 – 2 lüks mertebelerinde aydınlatıyor. Renk sıcaklığı ile birlikte aydınlatma seviyeleri de değişiyor, renk sıcaklığı artıkça aydınlatma seviyeleri de artıyor. Konforlu bir aydınlatma için renk sıcaklıklarını linkteki yazıda görebilirsiniz.

Grafik 1: İki günlük sirkadyen ritim

Peki bu durumda ‘ışık insanın sirkadyen ritmini nasıl etkiliyor’. Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi günün ağarmasıyla birlikte bizi canlı tutan dikkatimizi arttıran cortisol hormonu salgısı artıyor. Aynı zamanda insanı sakinleştiren, uyumamızı sağlayan melatonin hormonunun seviyesi azalıyor. Gün batımından sonra da cortsol  hormonu azalırken melatonin hormonu seviyesi artıyor. Bu değişimi de en çok soğuk beyaz ve gün ışığında fazla bulunan mavi ışık tetikliyor. Bununla birlikte insan vücut ısısı ve kan basıncında grafikte görüldüğü gibi değişimler yaşanıyor.

İnsan sağlığını önemseyen yapay aydınlatmalar tasarlanırken  bu konular dikkate alınarak ve buna uygun aydınlatılmış ortamlarda bulunmamızın önemli bir konu olduğunu belirtmekte fayda var. Bu şekilde insanın sirkadyen ritminin doğal döngüsü korunmuş olur. Örneğin gündüz çalışma alanlarında ılık beyaz, soğuk beyaz ışıklar ve yeterli yükseklikteki ışık seviyeleri kullanılması uygundur. Geceleri yaşadığımız mekanlarda sıcak beyaz ve daha düşük ışık seviyeleri kullanılabilir. Hatta bunun için tasarlanmış otomasyon sitemleri kullanmak çok daha faydalı olacaktır.

Uykuda ışık rengi ne olmalıdır? diye bir soruyu zaman zaman duyuyoruz.  Bilim insanlarının önerisi geceleri özellikle uyku zamnlarında hiç ışığın olmadığı ortamların tercih edilmesi. Bir ışık kaynağına ihtiyaç duyuyorsak, bunun sarı (sıcak beyaz ışık değil), amber veya kırmızı renk  ve minimum ışık seviyesi ile sağlanması.

Bu anlatılanlar insan odaklı aydınlama için genel bilgi kapsamında olup, farklı mekanlar için farklı insan odaklı aydınlatma ihtiyaçları karşımıza çıkacaktır. İlerleyen zamanlarda farklı aydınlatma alanları için insan odaklı aydınlatma gereksinimlerini sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.

 

kaynak: led portalı

 

 

 

 


PAYLAŞ

Yorumlar

Bir yorum bırakın

Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır*